Gençlik, hayatın baharı olarak da değerlendirilen bir dönem. Güneş bir başka parlar, gökyüzü bir başka mavileşir ve yeryüzü bir başka çiçeklenir o dönemde… Gözlerin ışığı sağanaklar halinde parıldar yüzlerde; sesler çağıltılı, duruşlar vakur, bakışlar hülyalıdır…
“Olmaz” denen fiil, gençlik için imkansız, “yarın” denen zaman ise çok uzaktır. Bu yüzden olsa gerek, hep bir telaşı, hep bir acelesi vardır gençlerin “olmaz”ı ve “yarın”ı uzaklaştırmak için… Ve belki de bu sebeple yanına yöresine pek de yanaşamaz genç olmayanlar onların…
Enerjilerini, güçlerini, kuvvetlerini toprağa doğru usullerle salabilirlerse, alacakları mahsul bire beş, on olur. Bazen de yüz… Bu kadar yükselebilmek için artımda, verimde; rehbere, akıl hocalarına, müşavirlere ihtiyaçları olur.Ve ola ki o rehberler, kendi gençlik dönemlerini, baharlarını iyi yorumlamış olsunlar…
Önlerine set çekilmesini istemez gençler… Maniler, itirazlar, “ama” ve “fakat”lar onları durduramaz; mütereddit bakışlar onların gözlerinde kalıcı olamaz! Verdikleri kararı uygulamak; çıktıkları yolu tamamlamak ve gördükleri rüyayı sonlandırmak ister onlar mutlu ya da mutsuz bitsin…
Yaratıcı yönlerinin törpülenmesini, keşfedici gözlerinin köreltilmesini ve kurmak istedikleri yeni dünyaların yıkılmasını anlayamaz gençler. Bir zamanlar genç olup da içlerinde hiç gençlik ruhu olmamış adamlar tarafından anlaşılamamak, hayatlarının en dramatik duraklarında bekletir onları.
Öyle devirler gelir bazen gençlerini kırılmış başaklara, budanmış dallara döndürür. Bir nesil, bir devir, içindeki enerjisiyle yokluğa mahkum edilir ve yataklarında kömürleştirilir; sonradan gelenlere iyi bir enerji kaynağı olur kalırlar fosilleşerek…
Gençliği sadece baş eğdirilmesi gereken, isyankar bir güruh olarak görmek isteyenler, planlar, hesaplar yapar onlar üstünden onlar adına… Bu aynı zamanda çetin bir imtihandır da iki taraf için. Muktedir olanlar, gençleri hep yanında görmek ister. Gençler ise, kendilerini anlayanları buldukları zehabına kapılır.
Tarihte, hem gençliği anlayan, hem de müşavirini anlayan genç-hoca ilişkisi için herhalde Fatih - Akşemseddin ikilisinden daha güzel bir örnek olamaz. Bütün menfi senaryolara rağmen, Fatih kararından vazgeçmedi; kendi akranlarının ve bazı ulemanın yanlış düşündüğünü Akşemseddin gördü; Fatih’i destekledi. O genç ruh, genç azim ve enerji; tecrübeli bir bilge ile yeniçağların yollarını açtı Türklere…
Şu günlerde nasıl da ihtiyacımız var genç enerjileri doğru yollara yönlendirecek bilge insanlara… Kimsenin adamı olmadan, kimseye boyun eğmeden, özgürlük ruhunu dumura uğratmadan, dimdik kalabilen gençlere…
Evet, biliyorum; özgür bir ruh olarak kalabilmenin bedeli çok ağırdır! Ama, bizim gençlerimize, Türk gençlerine özgürlükten daha çok yakışan bir kumaş yok!
Türk gençliğinin ve ruhu genç olarak kalanların bayramı kutlu olsun!
Haberaçısı